Bir adam, şehrin en lüks semtlerinden birinde yepyeni bir avukatlık bürosu açmış. Ofisi baştan aşağı zevkle döşemiş, kapıya da parlak harflerle adını yazdırmış.
Tam yeni koltuğuna oturmuş, kendini “başarılı bir avukat” gibi hissetmeye başlamış ki, kapı çalınmış. Sekreteri içeri bir misafir almış.
Adam, hemen havalı bir şekilde telefona sarılmış:
— Evet, evet o dava tamam! Benim elime düşen hiçbir iş kötü sonuçlanmaz.
Biraz susup başını sallamış, sonra eklemiş:
— Tabii, merak etmeyin, Ankara’da güçlü bağlantılarım var. En kısa sürede hallederiz!
Bir süre bu şekilde konuşur gibi yapmış, ardından telefonu kapatıp misafirine dönmüş:
— Kusura bakmayın, beklettim. Gördüğünüz gibi işler tıklım tıklım. Sizin hangi davaydı?
Adam gülümsemiş:
— Benim davam falan yok, demiş.
— Telefon hattınızı bağlamaya gelmiştim.




