Bir gün Nasreddin Hoca yolda yürürken göz alıcı bir at görür. Sahibini nazikçe ikna ederek ata binmek ister. Ancak işler umduğu gibi gitmez. Hoca ne kadar uğraşsa da ata bir türlü binemez. Bu çabası, çevredeki insanların ilgisini çeker. Etrafı kısa sürede meraklı gözlerle dolup taşar. Hoca, insanların kendisini izlediğini fark edince yüksek sesle söylenir:
“Ah Nasreddin ah! Yaşlandın artık… Gençliğinde böyle miydin?”
Kalabalık, bu sözlere içten içe hak verir gibi başını sallar. Hoca ise alçak sesle, yalnızca kendisinin duyabileceği bir şekilde mırıldanır:
“Ben senin gençliğini de biliyorum, Nasreddin…”




