Günün birinde, Nasreddin Hoca sabah erkenden uyanmış. Karnı hafiften guruldamakta. İçini ısıtan bir şeyler aramış düşüncesinde. Derken, aklına mis gibi kokan, dumanı üstünde tarhana çorbası gelmiş.
“Bir tas tarhana olsa da içine bayat ekmek doğrasam,” demiş kendi kendine. “Üstüne de biraz pul biber, ohh…”
Hoca daha hayalindeyken çorbanın dumanı burnuna geliyor gibi olmuş. O anda kapı tıklanmış.
Açar açmaz karşısında komşu çocuğunu bulmuş.
– Hocam, annem hasta yattı bugün. Evde yemek yok. Bir tas çorban varsa verir misin?
Hoca bir an durmuş, çocuğa değil, kendi hayaline bakar gibi olmuş.
Sonra içinden şöyle mırıldanmış:
– Vay be… Daha hayalini kurarken kokusunu komşular almış. Şimdi bu hayalle bile paylaşmak gerekecek anlaşılan!




