Nasrettin Hoca bir gün pazarda tezgâh açmış, zeytin satıyormuş.
Az ilerideki sokakta oturan tanıdık bir kadın yanına gelmiş.
Kadın sormuş:
— Hocam, zeytinlerin güzel mi?
Hoca gülümseyerek cevaplamış:
— Tadına bak da kendin karar ver.
Kadın başını sallamış:
— Ben oruçluyum Hoca.
Hoca da:
— Öyleyse al zeytinleri, parasını sonra ver, demiş.
Ama birden Hoca’nın aklına bir şey gelmiş; ortalıkta Ramazan havası yokmuş.
Şaşırmış ve sormuş:
— Hayırdır bacım, tuttuğun oruç ne orucu?
Kadın gayet ciddi bir sesle cevap vermiş:
— Üç yıl önce borçlarım vardı, onların orucunu tutuyorum.
Hoca elindeki zeytinleri kadına uzatırken bir an durmuş, vazgeçmiş.
Kadın şaşkın bir şekilde:
— Daha az önce “al git” dedin, şimdi neden verdin kararından döndün Hoca? demiş.
Hoca da gözlerini kısarak:
— Aman bacım, sen Allah’a olan borcunu üç yılda ödüyorsan, bizim borcu kim bilir kaç senede ödersin, demiş. 😄




