Dillerden düşmeyen “Kızılcıklar Oldu Mu?” türküsünün de hüzünlü bir hikâyesi vardır. Rivayete göre Edirne-Keşan yöresinde ait olan bu türkü: Genç bir asker, görevini Karadeniz’de yaparken sevdiğinden mektup alır. Genç kız mektubunda:“Kızılcıklar oldu mu?” diye sorar. Aslında bu soru yalnızca meyveyi değil, yaklaşan sonbaharı da anlatmaktadır. Havaların soğuduğunu, gönderdiği yün çorapları giyip giymediğini merak etmektedir. İşte bu özlem dolu satırlar zamanla türküye dönüşür.Yıllar geçse de düğünlerde, kına gecelerinde ve yöresel eğlencelerde söylenmeye devam eder.
Ömer Seyfettin romanında ‘rahlenin önünde tuhaf bir tüfek gibi, siyah kayışlı’ diye anlatmaktadır.
Kızılcık sopası çok can yakar belki ama meyvesi her derde şifadır..



