Türkü - Şarkı Hikayeleri

Hoşoğlan Efsanesi — Trabzon’un Fethinde Anlatılan Bir Rivayet

Fatih Sultan Mehmed, uzun süren kuşatmaların ardından Trabzon’un surları karşısında karargâhını kurduğunda, şehirde büyük bir telaş vardı. Komnenos hanedanının son kralı David, Osmanlı ordusunun gücünü ve Fatih’in kararlılığını görünce, savaşın kendileri için kötü biteceğini anlamıştı. Ancak kenti teslim etmek de kolay bir karar değildi. Bu yüzden en bilge danışmanlarını topladı.

Günlerce süren tartışmalar sonucunda, krala alışılmadık bir öneri sunuldu:

“Surların dışındaki Ayasofya Kilisesi ile Kule’nin arasına gerilmiş kalın demir zinciri Osmanlı topçuları kırk atış içinde koparabilirse, Trabzon savaşmadan teslim olsun. Eğer koparamazlarsa, Fatih ordusunu geri çekecek.”

Bu teklif, hem zaman kazanmaya, hem de Osmanlı ordusunun moralini kırmaya yönelik gizli bir umudun ürünüydü. Teklif Fatih’e iletildiğinde, padişah bir süre düşündü; kendine güveniyor, fakat meydan okumayı da geri çevirmek istemiyordu. Sonunda:

“Kabul ettim. Zinciri kıracağız.”
diyerek meydan okumayı onurlandırdı.

Topçular hazırlandı. Atışlar birbiri ardına yapıldı fakat zincir, deniz rüzgârının salladığı o eski demir halkalara rağmen inatla ayakta durdu. En usta topçular bile hedefi tutturamıyor, her atışın ardından derin bir sessizlik çadırın içine çöküyordu.

Sıra kırkıncı ve son atışa geldiğinde Fatih askerlerinin gözlerinin içine bakarak yüksek sesle:

“Kendine güvenen varsa geçsin topun başına!”
diye haykırdı.

Fakat kimse bir adım bile öne atmadı. Çünkü başarısızlık yalnızca utanç değil, ordunun moralinin çökmesi demekti.

Tam bu anda, kimsenin fark etmediği çelimsiz, genç bir yeniçeri sessizce topa doğru yürüdü. Ne emir almıştı ne de adı biliniyordu. Bu genç askerin adı Hoşoğlandı. Ona “Hoş” lakabı, güler yüzünden değil, herkes tarafından sevilen saf ve iyi huylu hâlinden verilmişti.

Kimselere görünmeden nişan aldı, fitili ateşledi. Top bir gürültüyle patladı ve duman her yanı kapladı.

Askerler şaşkınlıkla gence baktılar. Fatih, kızgın bir ifadeyle:

“Sen topçu musun?”
diye sordu.

Hoşoğlan mahcup bir sesle:
“Hayır sultanım, değilim…”
dedi.

Fatih sinirlendi. Böyle büyük bir iddiada, böyle önemli bir anda izinsiz top ateşlemek bir suçtu.
“Emre itaatsizlik edenin sonu budur!”
diyerek idamını emretti.

Hoşoğlan’ın başı vurulduğu sırada, tepelerden bir çığlık yükseldi. Gözcüler nefes nefese koşarak bağırdı:

“Zincir koptu! Kent teslim oluyor!”

Herkes donup kaldı. Ardından bir anda Osmanlı ordusu sevinçle ileri atıldı. Fatih atının üzerinde derin bir sessizliğe gömülürken, askerler şehre doğru coşku içinde akıyordu.

Ve o sırada görülmesi mümkün olmayan bir şey oldu:

Hoşoğlan’ın kesik başını koltuğunun altına almış hâlde, ordunun en önünde koştuğu rivayet edilir.

Zaferin sevinci dinip de herkes normale döndüğünde, Hoşoğlan’ın cansız bedeni olduğu yere yığıldı. Bu tuhaf olay orduda yıllarca konuşuldu. Fatih, genç yeniçerinin cesaretinin ve talihsiz sonunun hatırasına, öldüğü yere küçük bir türbe yapılmasını emretti.

O günden sonra halk arasında şu söz dilden dile anlatıldı:

“Zinciri kıran top değildi; bir yiğidin yüreğiydi.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fıkracı.com.tr, gününüze kahkaha katacak fıkralar, espriler ve komik yazılarla dolu bir eğlence durağı! Gülmeye hazır olun, çünkü burada her sayfa bir tebessüm sebebi.

fikraci.com.tr @2025. All Rights Reserved.